
Panik Bozukluk
Panik atak, tehlikeli olmayan sıradan durumlara verilen anormal veya ani tepki, geçici korku duygusuna ve fiziksel tepkilere sebep olur.
Kalp atışlarının adeta kalp krizi geçiriyormuş hissiyatı verebilir. Nefes almada güçlük aşırı terleme veya sıcaklık hissedilebilir. Panik atak geçiren herkes panik zoukluğu geliştirmez.
Panik bozukluk diyebilmemiz için atakların çok uzun süredir devam ediyor olması gereklidir. En temel özellik fiziksel veya zihinsel sağlık bir problemi olmamasına rağmen kişide atakların oluşmasıdır. Ülkemizde her 100 kişiden 4 kişinin panik atak geçirdiği düşünülüyor.
Panik atak belirtileri ve nedenleri;
Panik atak belirtileri arasında kalp çarpıntısı, nefes almada zorluk, titreme, boğulma hissi, terleme, bulantı, göğüs ağrısı, eller ve ayaklarda uyuşma hissi
sık görülen belirtilerdendir.
Genellikle semptomlar ortaya çıktığında 5/20 dakika içinde zirve yapar ve kısa bir süre kaybolması beklenir.
Panik atak geçiren kişi yalnız kalmaktan korkabilir.
Atak sırasında yaşadığı anı tarif etmekte zorlanabilir ve kaçınabilir.
Panik ataklara sebep olan etkenler, çoğu insan neden panik atak geçirdiğini veya panik bozukluk geliştirdiğini bilemeyebilir. Bu yüzden süreç boyunca farkındalığın gelişmesi açısından psikoterapi panik atak geçiren bireyler için çok önemlidir.
Zihnimiz korku ve kaygıyı nasıl algıladığımızı ve bilinçdışındaki inançlarımızda kilit roller oynar.
Genetik faktörler yapılan araştırmalara göre panik bozukluğu ve anksiyete bozukluğu olan aile üyelerinden (birinci derece) birinde daha önce görüldüğünde panik bozukluk geliştirme riski %40 arttığı söyleniyor.
Daha önce anksiyete bozukluğu, depresyonu veya diğer zihinsel sağlık problemleri yaşayan kişiler panik atağa daha yatkın olabilirler.
Travma sonrası stres bozukluğu, erken çocukluk dönemlerinde gelişen olumsuz deneyimler de sürece olumsuz etki edebilir.
Panik atak geçiren kişi sadece tek bir konu ile ilgili değil, fobileri ile de tetiklenebilir.
Tripanofobi (iğne korkusu) olan biri, herhangi bir nedenle kanını aldırmak zorunda kalırsa veya tıbbi bir testten geçmek zorunda kaldığında panik atak yaşayabilir.
Panik atak geçiren çoğu kişide genellikle panaik atak geçirme korkusu kişiyi tetiklemek için yeterlidir.
Panik atak tedavisi;
Psikoterapi panik atak tedavisinde çok etkilidir. Kişinin olumsuz duygu ve düşüncelerini, davranışlarını tanımlası ve değiştirmesine yardımcı olmayı sağlar. Bundan dolayı psikoterapi çok önemlidir.
Bilişsel davranışçı terapi ve maruz bırakma (exposure) terapisi panik atak tedavisinde çok etkilidir. Aynı zaman da nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri önerilebilir.
Panik atak ile yaşam ve önleme
Panik ataklara neden olan tetikliyecileri uzman psikolog eşliğinde belirlemeniz çok önemli ve sizin için faydalı olacaktır. Psikoterapi sırasında atakları önlemek için yeni ve sağlıklı stratejileri öğreniriz.
Alkol, kafein, tüketimi azaltılmalı, sağlıklı beslenme ve uyku kalitesi çok önemlidir.
Panik bozukluk, aniden ortaya çıkan yoğun korku ataklarıyla karakterize bir anksiyete türüdür. Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, baş dönmesi ve ölüm korkusu gibi fiziksel belirtilerle birlikte seyreder. Tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir.
Panik ataklar genellikle beklenmedik şekilde başlar ve birkaç dakika içinde zirveye ulaşır. En yaygın belirtiler:
Kalp çarpıntısı veya göğüs ağrısı
Nefes darlığı, boğulma hissi
Terleme, titreme
Baş dönmesi veya bayılacak gibi hissetme
Kontrolü kaybetme ya da “ölüyorum” düşüncesi
Gerçeklikten kopma hissi (derealizasyon)
Bu belirtiler sık ve tekrarlayıcı hale geldiğinde, panik bozukluk tanısı konabilir.
Genetik yatkınlık
Yoğun stres ve travmalar
Beyindeki kimyasal dengesizlikler
Kafein, alkol veya madde kullanımı
Depresyon ve diğer anksiyete bozuklukları
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT):
Panik bozukluk tedavisinde en etkili terapi yöntemidir. Korku düşüncelerini yeniden yapılandırır ve bedensel tepkilerle baş etmeyi öğretir.
İlaç Tedavisi:
Psikiyatrist kontrolünde antidepresan veya anksiyolitik ilaçlar kullanılabilir.
Nefes ve Gevşeme Teknikleri:
Panik atağı kontrol altına almada oldukça etkilidir.
Biorezonans Terapisi:
Vücudun frekanssal dengesini düzenlemeyi hedefleyen bu yöntem, tamamlayıcı tedavi olarak tercih edilmektedir.
Ataklar yaşamınızı etkiliyorsa
Sürekli bir kaygı ve beklenti hissi içindeyseniz
Sosyal hayatınızda geri çekilme başladıysa
Kalp veya solunum sorunları olmadığı halde bu belirtileri sık yaşıyorsanız
Bir uzmandan destek almak, süreci kontrol altına almanın ilk adımıdır.